fbpx

Mindfulness nedir?

Mindfulness, yaşanan anın farkında olmayı, açık bir algıyla, deneyimlenen anın bilgisini özümsemeyi anlatmak için kullanılan bir sözcük. Yaşam deneyimini, sahip olduğumuz beden, zihin ve hislerimizle an be an, yargılamadan gözlemleyebilmek demek. Belki de bu topraklardaki en yakın karşılığı “kendinde olmak” aslında.

Bu vücudun mevcudiyetini fark etmek yekten…

Arapçada v-c-d kökünden türeyen “el-vucud” un, duyu organları aracılığı ile “bulma” anlamına gelmesi olağanüstü değil mi sizce de. Bir şeyin tadını, sesini, kokusunu fark etmek, algılamak anlamına gelen; bulmaya, anlamaya fark etmeye yarayan bir araç olan “vücut”un, aynı zamanda kendi mevcudiyetini duyularıyla fark etmesi kelimelerdeki gerçeği gözler önüne seriveriyor.

Vücut’la aynı kökten gelen “vecd” kelimesinin bilince varma, bulma ya da bulmanın şiddetiyle kendinden geçme anlamlarına gelmesi elbette tesadüf değil. Tabii ki aynı kökten türemiş “vicdan”ı hatırlıyor insan hemen; iç, tutum ve davranışların ahlâkiliği, gönül ölçeği anlamlarına geliyor. Mevcudiyet ve vecd kelimelerinin Hint Avrupa dillerindeki karşılıkları olan, “existence” ve “exstacy” kelimelerinin de etimolojik benzerlikler barındırması ilginç bir olgu. Sanki varlığın bilinçli olma durumu her kültürün bilinç altında duruyor.

Ama buradan bir de vicdanın ingilizcesini hatırlayıveriyor zihin. Conscience’ın kökünün con(ile) + science(bilim), “bilim ile”, “bilgi ile” olduğu ise gözden kaçmıyor işte.

Vicdanın, vücut ve mevcudiyetin özü olduğunun etimolojik olarak da aynı harflerle birbirinin özünde oluşu tesadüf değil elbet. Elimizi vicdanımıza koyup gerçekliğe baktığımızda “Mevcudiyet”in, Mindfulness’la anlaşılmaya çalışılan kavram olduğu ortaya çıkıyor. Mevcud olma, var olma haliyle daha geniş anlamda var olmanın bilincinde olma hali ya da duyular aracılığıyla varoluşun farkında olma yani Mindful olma hali örtüşüyor mutlaka.

Anadolu’nun çocukları bizler, vicdanın mevcudiyetin iç sesi olduğunu biliyoruz aslında. Yaşadığımız haliyle bu hayatın ve daralttığı zamanın vicdanın sesini kısmaya çalıştığı malum ama işte aradığımız, o sesi duymak ve dolayısıyla kendimizi ve birbirimizi bulmak.

Nefes alan, düşünen, hisseden ve yaşayan bu vücudun deneyimlerini anlamak için gözlem yapmak aslında bebekliğimizden beri bildiğimiz en temel eylem. Bir bebeğe bakarken ilk defa bu vücuda bakmanın, kendini fark etmenin, kendinin bilincinde olmanın ve bundan heyecan duymanın ne demek olduğunu yeniden öğreniyoruz. Her eylemin bir deneyim olarak değer verilip, gözlemlenip, anlamlandırılması nasıl da zenginleştiriyor hayatı.

İşte böyle bir merak ve sevinçle kendini yeniden öğrenmenin uzun ve zevkli yolculuğuna çıkarıyor Mindfulness bizleri.
Öyle basit ve öyle karmaşık ki!
Öyle kestirme ama aynı zamanda uzun bir yol ki bu!
Bu yolda kendimizi anlamak,
neyi, neden yaptığımızı fark etmek,
bedenimizde olanlara yöneltmek dikkatimizi
ve kendimize ilgiyle dönmek,
dağılan zihnimizi geri getirmek,
kendimizi ve dolayısıyla birbirimizi bulmak için bir davet bu!

Bu heyecanlı yolculukta birbirimize yarenlik etme dileğiyle…