Mindfulness, yaşanan anın farkında olmayı, açık bir algıyla, deneyimlenen anın bilgisini özümsemeyi anlatmak için kullanılan bir sözcük. Belki de bu topraklardaki en yakın karşılığı “kendinde olmak” aslında.

Neden kendimizde olmak istiyoruz?
Çünkü hep başka bir yerlerde olduk;
Televizyondaydı aklımız mesela ya da okulda öğretmendeydi, korkularımızdaydık ya da acılarımızdaydık, başka bir gerçekliğe veremedik aklımızı.
Bir ara sevdiğimizdeydi aklımız, bir ara memleketteydi, sonra biraz da annemizde.
Hep bir yerlerdeydi aklımız ama bir şöyle kendimizde, kendimizle olamadık.
Herkesi pek sevdik de bir sevemedik kendimizi.
İyi bir çocuktuk herkesin yardımına koştuk ama bir yardım etmedik kendimize.
Bir dinlemedik kendimizi, bir anlamadık…

Neden kendimizde olmak istiyoruz artık?
Çünkü satın aldıklarımız bize yetmiyor, sosyallik kapayamıyor boşlukları, mutluluk arayışlarımız yıkıcı tatminsizliklerle yakıyor canımızı. Canımız yanmasın diye hissizleşiyoruz.
Hissizleştikçe kendimize karşı da hissizleşiyoruz, çevremizde olanlara , çevremizdeki kişilere olanlara. Ama her duyduğumuz, bildiğimiz, gördüğümüz aslında yaralıyor vicdanımızı. Evrensel doğrularla yürümeyen her şeyi aslında bal gibi de fark ediyoruz ama fark etmemek ya da hissizleşmek üzere eğitiyoruz kendimizi. Böylece çözümün parçası olamadığımızda, sorun yokmuş gibi davranabiliyoruz. Ama hissizlik bizi can evimizden vuruyor ve hayatımızı elimizden alıyor an be an çünkü hissizleşirsek elimizdeki tek gerçeklik olan hayat deneyimimizi de hissiz geçiriyoruz. Ödenemeyecek kadar yüksek bir bedel.

Neden kendimizde olmak istiyoruz artık?
Çünkü son 10 yılın trendi “pozitif olmak” bir yarışa dönüşmüş durumda. Herkes mutlu ve iyi olmak zorunda! Sosyal medyadaki tüm “mutlu” paylaşımlarımız, sevdiklerimizle mutlu anları paylaşmak arzusundan çıkalı çok oluyor. Belki de zaten hiç olmadı ben öyle bir naiflikle baktım olaya. “Hep görünür olmak istiyoruz”, ya da “bizim onlara baktığımızda hissettiklerimizi onlar da bizim için hissetsin istiyoruz!” Diğerlerinin varlığını bizler onayladığımızdan, onaylanmak istiyoruz biz de onlar tarafından! Sanki görünmeden ve görmeden var olmuş saymıyoruz kendimizi.

Peki…
Kendimize bakalım mı bir anlığına?
Derin bir nefes alalım mı beraber farkındalıkla?

Artık tüm bunlardan çıplanma zamanı geldi belki de.
o an şimdi ve burası olabilir istersek.
Şöyle bir kendimize gelmek, kendimize odaklanmak…
Derin bir nefesle bırakmak her şeyi!
Mutlu olma çabasını dahi bırakmak mesela.
Sadece nefes aldığımızın farkında olduğumuz anda,
zaten mutlu olduğumuzu anlamak!
İçimizdeki sessiz ve huzurlu yeri bulmak,
Acıların, ağrıların, huzursuzlukların var olduklarını kabul etmek,
Değiştirebileceklerimizi değiştirme gücümüze odaklanmak
hayıflanmak yerine ve
Değiştiremediklerimizi anlamak
Ve kendimizi bu fırtınanın tam ortasında sapasağlam tutmak,
kendimiz olma özgürlüğüne kavuşmak…
Hayatımızı kontrol etmeye çalışan herkesin ve
her kurumun vücut bulmuş hali Lisede haddinizi aştığınızı düşünüp
“Kendine Gel!” diye bağıran o coğrafya hocasına inat,
Dönüp “Kendimdeyim!” diyebilmek artık!
Hem de hiç olmadığım kadar,
Kendimdeyim!